« » »

<$Gabriel Garcia Marquez'le Konuşmalarh3>

<$

Tag -->
, ,



Mendoza - Mercedes, Albay ölürken senin çok acı çektiğini söyledi.

Marquez - Evet, onu öldürmek zorunda kalacağım noktanın gelmesi gerektiğini biliyordum fakat düşüncesine bile dayanamıyordum. Albay artık altın balıklarını yapan yaşlı bir adamdı. Bir öğleden sonra "Zamanı geldi," diye düşündüm. Artık onu öldürmeliydim. Bölümü bitirdiğimde, titreyerek ikinci kattaki Mercedes'in yanına gittim. Suratımı gördüğü an neler olup bittiğini anladı. "Albay öldü" dedi. Yatağıma yattım ve iki saat ağladım.
Sayfa 43-44


Marquez

Gabriel Garcia Marquez ile yapılan söyleşide yazar, sevgili, aşık, baba ve insan Gabriel Garcia Marquez'le tanışma fırsatını buldum. Beni en çok etkileyen yanı yazar olanı.

Yazar değil, büyük yazar olmanın ipuçlarını kitabın her sayfasında veriyor, en çok da yukarıdaki pasajda.




Metis Yayınları
Birinci Basım Aralık 1983
Çeviri Şen Süer - Hilmi Bitim
Yapıtın özgün adı The Fragrance of Guava P. A. Mendoza in conversation
with Gabriel Garcia Marquez

p>

<$Ne yazık ki sadece "Kırmızı Pazartesi" kitabını okudum Marquez'in. Benim "Afacan Beşler" okuduğum yaşlarda annem Marquez okurdu, sonra çok ilginçtir, o kitapların evin kitaplığındaki görüntüsünü o kadar kanıksamışım ki, onların okunacak bir şeyler oldukları gelmedi aklıma yıllarca. Gerçekten şimdi düşündükçe çok şaşırıyorum. Orhan Pamuk da almıştır bundan nasibini mesela. Her neyse dediğim gibi, şans eseri "Kırmızı Pazartesi"yi okudum, ve çok sevdim. Şimdi Marquez okumak istiyorum ama Türkçe çevirilerini alabileceğim kitapevi dünyanın öteki ucunda kaldı :)

Bir de şunu hatırlattı bu yazdıkların bana: Bir ara J. K. Rowling'in Dumbledore'u öldürdüğünde ağladığını okumuştum bir röportajında. İtiraf etmeliyim ki bana biraz inanması güç hatta samimiyetsiz gelmişti. Biraz kadınlığına, biraz da popüler olma hevesine vermiştim (fesatlık işte.) Yani bir yazarın kitabındaki bir kahramı öldürüp ağlaması bana (haliyle) anlaşılması çok zor bir his gibi geliyor. Bu yüzden de "yok artık" deyip kestirip atmıştım sanırım söz konusu J.K. Rowling olunca. Fakat şimdi "Marquez bile yapmışsa" diyorum, eh demek ki bir nevi annelik gibi yaşanmadan anlaşılmayacak bir his bu.

Son olarak, çok leziz olmuş bu blog :) Ama ben kitapları görüp görüp alamamanın haseti ile yanıp tutuşacağım sanırım :)p>

<$Kırmızı Pazartesi'yi ben de çok severim, ancak "Yüzyıllık Yalnızlık" favorimdir. Dünyanın öte ucundan kitap servisimize sizinle başlayabiliriz örneğin ;)

Rowling'in ağlamasını bilmem ama, Marquez'in bu satırlarını okurken benim bile tüylerim diken diken oldu ve gözlerim doldu.

Blogumuzun daha lezzetli bir hal alması Meren Beyefendi'nin yardımları ile mümkün olacak. İnanıyorum ve de güveniyorum!

Son olarak, hatta kalın, çünkü tortusu olan çok kitap var!p>

Yorum Gönder